Kızılcagün Platformu'ndan ABD Büyükelçiliği Önünde ''Tom Barrack'' Protestosu
(ANKARA) - Kızılcagün Platformu'nun çağrısıyla ABD'nin Ankara Büyükelçiliği önünde bir araya gelen siyasi parti temsilcileri, emekli askerler ve yurttaşlar, ABD Büyükelçisi Tom Barrack'ın açıklamalarına tepki gösterdi. Burada yapılan açıklamada, Barrack'ın Türkiye'nin egemenliği ve üniter yapısına yönelik ifadeler kullandığı savunularak, "istenmeyen adam" ilan edilmesi çağrısı yapıldı.
Kızılcagün Platformu'nun "milli birlik ve beraberlik çağrısı" kapsamında bugün ABD'nin Ankara Büyükelçiliği önünde bir araya gelen yurttaşlar, ABD Büyükelçisi Tom Barrack'ın son dönemdeki açıklamalarına tepki gösterdi.
Emekli Albay Orkun Özeller'in okuduğu basın açıklamasında, şu ifadelere yer verildi:
"ABD Büyükelçisi Tom Barrack'ın Türkiye Cumhuriyeti devletinin egemenlik haklarını ihlal eden, Türk milletinin onuruna dokunan açıklamalarını protesto etmek, Türk milletinin milli şuuru ve refleksini ifade etmek amacıyla toplanmış bulunuyoruz. Ülkemizde ve tüm dünyada ulus devletleri ve milletleri parçalayıcı ve yıkıcı odak haline gelmiş ABD politikalarının uygulayıcısı olan ABD Büyükelçisi'nin 'istenmeyen adam' ilan edilmesi ve sınır dışı edilmesine dair ortak irademizi göstermek amacıyla buradayız."
Göreve başladığından bu yana ABD'nin sömürge valisi gibi hareket eden Barrack'ın 'dokunulmazlığı' artık Türk milleti için kabul edilebilir değildir. Dışişleri Bakanlığı'nın herhangi bir diplomatik adım atmaması, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ile yaptığı görüşmelerdeki oturma düzeni, Barrack'a 'yüksek komiser' payesi verildiğini göstermektedir.
Türkiye için en iyi devlet düzeninin 'yeni Osmanlı' olduğunu belirten, PKK/PYD'nin müttefikleri olduğunu ilan eden, Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılmasını isteyen ve Bartholomeos'u 'Ekümenik' ilan ederek Lozan'ı delme hedefini saklamayan Barrack, şimdi de Türkiye'ye 'monarşik cumhuriyet' gömleği biçme hadsizliğinde bulunmaktadır. Barrack'ın 'Orta Doğu'da tutunabilen yegane hükümetlerin monarşik yapılı güçlü liderlik rejimleri' olduğunu söylemesi Mustafa Kemal Atatürk'ü ve Türk milletini hiç tanımadığını göstermektedir.
Yine Barrack'ın 'Terörsüz Türkiye' sürecini 'dört ülkede yaşayan Kürtlerin kendi yaşamlarını kendilerinin belirlemesine imkan tanıma' olarak tanımlaması ve 'ulus devletler 1919'dan beri önümüzde engel' sözleri, üniter yapımıza açık bir saldırıdır. Bu mesajlar ortadayken AKP hükümetinin ABD'yi 'stratejik ortak' olarak görmesi kabul edilemez.
Eğer gemimiz bir tatbikatta vuruluyorsa, eğer Kıbrıs'ta bir NATO ülkesi olarak barış harekatımıza destek alamıyor buna mukabil ambargoya maruz kalıyorsak, eğer terörle mücadele ettiğimiz PKK ve uzantılarına silah desteği veriliyorsa, eğer askerimizin başına çuval geçiriliyorsa, eğer ABD FETÖ lideri denilen soysuzu ülkesinde barındırmaya ve korumaya devam ediyorsa, eğer ülkemizde kalkışmalar ve darbelerde adı geçiyorsa bunun adı stratejik ortaklık değil, düşmanlık faaliyetidir.
Türkiye Cumhuriyeti, devleti ve milleti ile bölünmez bütünlüğünü ulusal Kurtuluş Savaşı ile mühürlemiş, Cumhuriyet ile taçlandırmış ve böylece dünya siyasi tarihine tam bağımsızlık kimliğini ilan etmiştir.
Bu ruhtan ve bu şuurdan bir santim geriye düşmeyeceğiz. Bu anlamda Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin başında olan cumhurbaşkanlığı makamı ve ilgili bakanlıklar, Türk devletine 'don biçmeye' çalışan ABD'nin büyükelçisini istenmeyen adam ilan etmelidir. Türk devleti, tüm dünyaya Türk milletinin kaderini milletin kendi iradesinin belirleyeceği, buna hiçbir makam ve mevkinin müdahale edemeyeceği bir kararlılığı göstermek zorundadır.
Aksi taktirde Türk milleti siyasal iktidarın; milli egemenliği esas almadığını, emperyalist ve Siyonist merkezleri tarafından tutsak alınmış olduğunu düşünecek, milli iradeye sahip çıkan eylem ve mitingleri yükselterek devam ettirecektir.
Atatürk'ün Milli Mücadele'yi başlattığı tarihte, 19 Mayıs'ta ABD'nin Ankara Büyükelçiliği önünden sesleniyoruz: Tom Barrack, göreve geldiğinden beri yaptıklarını Türk milleti olarak yakından takip ediyoruz. Haddini ve tahammül sınırımızı fazlasıyla aştın. Bu saatten sonra seni ülkemizde istemiyor ve 'istenmeyen adam' (Persona non grata) ilan ediyoruz. En kısa zamanda evine dön. İktidarıyla muhalefetiyle bütün siyasi çevreleri de bu konuda duyarlılığa ve birlik olmaya davet ediyoruz."