Yapay zeka çağında iş gücü dönüşümü: 92 milyon kaybolan meslek
Dünya Ekonomik Forumu tarafından yayımlanan Future of Jobs Report 2025, küresel istihdam tablosunun önümüzdeki beş yılda köklü bir dönüşüm geçireceğine işaret ediyor. Rapora göre 2030'a gelindiğinde dünya genelinde 170 milyon yeni iş rolü ortaya çıkacak; buna karşılık 92 milyon meslek de geçerliliğini yitirecek. Aynı araştırma, işverenlerin yüzde 86'sının 2030'a kadar yapay zekâ ve bilgi işleme teknolojilerinin iş yapış biçimlerini temelden değiştireceğini düşündüğünü; 2025-2030 aralığında mevcut beceri setlerinin yaklaşık yüzde 40'ının da güncelliğini kaybedeceğini ortaya koyuyor.
Yapay zekânın artık yalnızca bir mühendislik ya da yazılım meselesi olmadığını; eğitimden etiğe, toplumsal politikalardan kamusal tartışmalara uzanan çok katmanlı bir gündem hâline geldiğini gösteriyor. Ece Tekbulut'un felsefe temelli bakış açısının küresel şirket yöneticilerinden Washington'daki politika yapıcılara uzanan geniş bir kesimde karşılık bulması da tam olarak bu zemine yaslanıyor. Columbia Üniversitesi mezunu siyaset felsefecisi, kurucusu olduğu "Thinking Through" platformuyla yapay zekânın etik boyutunu mühendislik laboratuvarlarının dışına çıkararak kamusal alanın gündemine taşıyor. Tekbulut'un çalışmaları, IBM gibi küresel ölçekli şirketlerin üst düzey yöneticilerinden Washington'daki karar alıcılara kadar uzanan bir kitleye ulaşıyor.
Columbia Üniversitesi'nde siyaset felsefesi doktorasını tamamlayan Tekbulut, yapay zekâ tartışmalarını iş dünyası ve mühendislik çevrelerinin tekelinden çıkararak toplumun farklı kesimlerine açma misyonuyla öne çıkıyor. Kurduğu "Thinking Through" platformu üzerinden yapay zekânın birey, demokrasi ve insan ilişkileri üzerindeki etkilerini geniş bir kitleyle tartışan filozof, teknoloji alanındaki etik sorgulamaları kamusal bir tartışma zeminine taşımayı hedefliyor.
Türkiye'de lise öğrencileriyle başlattığı tartışma serilerini bugün ABD'de IBM ve Board of Innovation gibi teknoloji şirketlerinin üst düzey yöneticileriyle sürdüren Tekbulut, bu çalışmaları sayesinde Washington DC'de hukukçular ve teknoloji politikası uzmanlarıyla bir araya geleceği özel bir oturuma da davet edildi. Söz konusu oturumda yapay zekânın toplumsal etkileri masaya yatırılacak.
Tekbulut'un son dönemde öne çıkan etkinliklerinden biri, New York'ta düzenlenen AI Week kapsamındaki panel oldu. Human Machines organizasyonuyla ortaklaşa hayata geçirilen oturumda şu temel soru tartışmaya açıldı: "Yapay zekâ sistemlerini insan gelişimini ve mutluluğunu destekleyecek şekilde tasarlasaydık, ortaya nasıl bir teknoloji çıkardı?"
Panelde Tekbulut ve diğer konuşmacılar; sağlık, emek, yaratıcılık ve insan ilişkilerinin yapay zekâ tarafından nasıl yeniden biçimlendirildiğini değerlendirirken, teknolojik verimliliğin her durumda insan refahıyla aynı doğrultuda olup olmadığını da sorguladı.
Tartışmada yapay zekâ, ne bir "kurtarıcı teknoloji" ne de salt bir "tehdit" olarak konumlandırıldı. Konuşmacılar bunun yerine teknolojik sistemlerin hangi değerleri içinde barındırdığı, insan ilişkilerini nasıl dönüştürdüğü ve otomasyonun insan onuru ile yaratıcı özgürlükle bir arada var olup olamayacağı gibi daha derin sorulara odaklandı.
Tekbulut, önümüzdeki dönemde Tech Week NYC kapsamında da konuşmacı olarak yer alacak. Teknoloji dünyasının en kapsamlı buluşmalarından biri sayılan etkinlik; girişimcileri, yatırımcıları, mühendisleri ve akademisyenleri aynı çatı altında bir araya getiriyor. Filozofun bu etkinlikte yer alması, yapay zekâ tartışmalarında etik, demokrasi ve insan odaklı düşüncenin giderek daha görünür bir konuma yerleştiğinin işareti olarak değerlendiriliyor.
"Thinking Through" platformunun yaklaşımı, klasik felsefeyi akademik çerçevenin ötesine taşıma hedefi etrafında şekilleniyor. Platform; güncel meseleleri yalnızca teknoloji trendleri ya da piyasa dinamikleri üzerinden değil, etik, varoluşsal ve toplumsal sorular ekseninde ele alıyor.
Tekbulut'a göre yapay zekâ çağının asıl meselesi, "ne üretilebildiği" sorusunda değil; "nasıl bir toplum inşa etmek istediğimiz" sorusunda düğümleniyor.