''Türk İslam Sanatlarında Estetik Kaygı ve Özgünlük'' panel serisinin ilki gerçekleştirildi

Admin User 05 Nisan 2026, 11:15 11 Okunma Gündem
''Türk İslam Sanatlarında Estetik Kaygı ve Özgünlük'' panel serisinin ilki gerçekleştirildi

Bağımsız Sanat Vakfı tarafından düzenlenen "Türk İslam Sanatlarında Estetik Kaygı ve Özgünlük" projesinin ilk aşaması olan "Gelenek Nedir, Neyin Geleneği" paneli, Gülhane Parkı'ndaki Ahmet Hamdi Tanpınar Edebiyat Müze Kütüphanesi'nde yapıldı.

Kültür ve Turizm Bakanlığının desteği ve Geleneksel Sanatlar Derneğinin katkılarıyla gerçekleştirilen panelde "Geleneği Korumak-Gelenekten Almak" başlıklı konuşmasında mimar ve akademisyen Dr. Alidost Ertuğrul, gelenek tartışmasının artık boyut değiştirdiğini söyledi.

Yapay zeka teknolojileri karşısında geleneğin nasıl biçim değiştireceğinin sorgulanması gerektiğini belirten Ertuğrul, "Amacımız geleneği dondurmak değil, özgün ve otantik haliyle muhafaza etmek ve sonraki nesillerin ilham alacağı bir ekosistem üretmek olmalıdır." dedi.

Ertuğrul, geleneksel kültürün bir kriz döneminde olduğuna işaret ederek, "Ürettiğimiz, yaşadığımız kültür canlı. Gelenek zaman içinde değişiyor ve farklı biçimlere evriliyor. Bu değişimin hızının çok arttığı bir zaman dilimindeyiz. Karşımızdaki rüzgar ezici bir sertlikte geldiği için dayanağa ihtiyacımız var. Gelenek, bana kalırsa günümüzün modernliğine karşı bir direnç mekanizması oluyor." görüşlerini paylaştı.

Konuşmasında mimarlıktaki gelenek kavramından bahseden Ertuğrul, şöyle devam etti:

"Gelenek dediğimiz kültürel varlığın muhafazası, içsel refleksimizle alakalı bir durumken bir taraftan da coğrafyamızda bu geleneğin kaybettirilmesine yönelik bir stratejinin varlığını görüyoruz. Bunun en yakın örneğini Gazze'de görüyorsunuz. 300'ün üzerinde anıtsal yapı yok oldu, şehir kalmadı. Niye? Burada bütün insani trajedinin arkasında aslında o coğrafyanın kültürel hafızasının ortadan kaldırılmasına yönelik büyük bir strateji var. Bu stratejinin Suriye'de, Irak'ta, şu anda İran'da, İsfahan'da, pek çok başka yerde boyutlarını görüyoruz."

"Bütün yaratımların hepsinin temelinde dil vardır"

Yazar, şair ve akademisyen Dr. Ali Günvar, "Gelenek Dildir" başlıklı konuşmasında, geleneğin sabit olmadığını dile getirdi.

İnsanın sembolik olarak kelimeyi ve dili keşfetmesi ile söylem kurgulamaya başlamasının kültürün başlangıcı olduğunu söyleyen Günvar, "Bütün yaratımların hepsinin temelinde dil vardır. Mimarinin, resmin, heykelin ve edebiyatın, yani düşünebildiğimiz her türlü sanatın bir dili vardır. Teknolojinin de bir dili vardır. Bu dile döküldüğü ölçüde bizler meseleyi algılamaya çalışırız." diye konuştu.

Günvar, geleneği dilde aramanın zorunluluk olduğunun altını çizerek, "Şimdi bugün sığlaştırılmış Türkçeyi kullanan zihinle, Osmanlı dilini kullanan zihin aynı değil. Zarifleştirip çok katmanlı hale getirdiği ve hem Farsçayı hem de Arapçayı bünyesinde birleştirmiş, o zenginliğiyle konuşan kişinin zihin yapısı aynı olabilir mi? Onun bir binaya, sanata ve resme bakışı da bugünkü sığlaştırılmış insanlarınkinden çok farklıdır." görüşlerini sarf etti.

"Kültürler tek bir unsura indirgenemeyecek kadar kompleks bir yapıdadır"

Osmanlı tasavvufu ve geleneksel Japon kültürü üzerine uzmanlaşan araştırmacı ve akademisyen Dr. Naoki Qayyim Yamamoto, "Türk Ruhunu Japon Estetiğiyle İfade Etmek" başlıklı konuşmasında, Yunus Emre'nin şiirlerinde hayat bulan ve çeviriyle tam olarak aktarılamayan bir gelenek olduğuna dikkati çekerek, "Yunus Emre'nin 'Dağlar ile taşlar ile çağırayım Mevla'm seni' şiirini Japoncaya çevirmek mümkündür. Hatta yapay zeka size bunu saniyesinde verilebilir. Fakat bu şiirin Türkçesinde bir ruhaniyet var gibi hissediyorum. Çeviri yeterli değil. Ben de bu duyguyu başka bir dil kullanarak, yani sanatın ve estetiğin imkanlarıyla Japonlara anlatmak istiyorum." ifadelerini kullandı.

Modernitenin ve ulus devlet anlayışının kültürel sınırları keskinleştirdiğini ve daralttığını savunan Naoki, "Ulus-devletin amacı sınırlar koymak ve kültürü tek tipleştirmektir. Ben ise Japon kültürünün ne kadar karmaşık ve zengin olduğunu, bu karmaşıklıktan nasıl güzel bir ilham alınabileceğini hatırlatmak istiyorum." dedi.

Naoki, eserlerinde Arap harflerini kullanmasına rağmen bunun sadece bir Arap kültürü değil, "Osmanlı-Türk medeniyet kültürü" olduğunu dile getirerek, kültürlerin tek bir unsura indirgenemeyecek kadar kompleks bir yapıda olduğunu belirtti.

"Gelenek ile ilgili tanımlamalarda ortak payda intikal, yani aktarımdır"

İslam geometrisi uzmanı ve akademisyen Dr. Serap Ekizler Sönmez, "Geometrik Desenler Geleneğin Nesi Olur?" başlıklı konuşmasında, geometrinin insan zihni üzerindeki rolüne değindi.

Geometrik desenlerin bilim ve düşünce tarihiyle paralel olduğunu aktaran Sönmez, "Bu desenler hem bilişsel bir disiplin hem de sezgisel bir hafıza gerektiriyor. Geçmişin düşünce dünyasını kavramadan bu sanatı bugüne taşımaya çalışmak bizi bir krizle karşı karşıya bırakır." yorumunu yaptı.

Sönmez, geçmişin değerlerini koruma yaklaşımını eleştirerek, "sahip çıkmak" yerine "ait olma" kavramının gerekliliğini savundu.

Gelenek ile ilgili esas meselenin aktarım olduğuna işaret eden Sönmez, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Gelenek ile ilgili tanımlamalarda ortak payda intikal, yani aktarımdır. Bu aktarımda kesintinin olmaması, sürekliliğin esas olması en önemli unsurdur. Süreklilik ise toplumsal kabulün doğal sürecidir. Bir şeye geleneksel diyebilmek için kuşaklar boyu aktarılması temeldir, fakat yeterli değildir. İçselleştirilmesi ve dinamizminin de olması gerekir. Toplumların kültürel kimliğinin inşasında gelenek mirası kendinden evvel gelenlerden devralınır ve adeta yeni nesil eliyle harmanlanarak büyütülür. Yani gelenek durağan olmayan bir yapıdadır."

"Gelenekten söz açıldığında aklıma gelen iki kelime var, aktarım ve süreklilik"

Sanatçı ve akademisyen Dilek Deveci Bilgili, "Erken Dönem Bozkır Ortamında Sanat ve Gelenek" başlıklı konuşmasında Hun, İskit (Saka) ve Göktürk dönemlerinde görülen üslubun izlerinin 16. yüzyıl Osmanlı minyatürlerine kadar kesintisiz bir aktarım taşıdığını anlattı.

Bilgili, gelenek kavramının iki temel sütunu olduğunu belirterek, "Gelenekten söz açıldığında aklıma gelen iki kelime var, aktarım ve süreklilik. Aktarım derken kesintili mi, kesintisiz mi ve nasıl aktarılıyor gibi sorular aklıma geliyor. Süreklilik dediğimizde bu sürekliliği devam ettiren kurumlar, sistemler ne kadar işliyor ya da ne kadar devam ediyor gibi sorular var." dedi.

"Gelenekselliği hayatımda saygınlık ve ağırbaşlılık, o bilge sözcük olarak görüyorum"

İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdür Yardımcısı Ayşin Deniz Kuru ise "Geleneksel Motiflerin Kimliklerini Kaybetmeden Yeni Tasarımlara Dönüşmesi" başlıklı konuşmasında, geleneksel sanatların estetik kaygısının özgür bir gönülle alakalı olduğunu söyledi.

Akademik çalışmaları kapsamında lale, kuş, çintemani, sekiz kollu yıldız ve hayat ağacı motiflerini kullanan Kuru, bu birikimi modern bir ürüne dönüştürdüğünü dile getirdi.

Kuru, gelenek kavramının sadece bir sıfat olmadığının altını çizerek, "Gelenekselliğin toplumda kuşaktan kuşağa iletilerek saygınlık ve yaptırım gücü olan kültürel alışkanlıklara dönüşmesi olduğunu düşünüyorum. Ben tam olarak o gelenekselliği hayatımda saygınlık ve ağırbaşlılık, o bilge sözcük olarak görüyorum." görüşlerini paylaştı.

Geleneğin dinamik yapısına ilişkin Kuru, "Gelenek, mekanda bir yer değiştirmekten ziyade zamanın akışı içinde kendi sürekliliğini koruyan, var oldukça kendini yeniden üreten bir yapıdır. Hemhal olmak ise bu süreklilik içinde kendini sonsuz kez yenileyebilmektir." değerlendirmesinde bulundu.

Paneller dört hafta devam edecek

"Türk İslam Sanatlarında Estetik Kaygı ve Özgünlük" projesi kapsamındaki paneller, dört hafta devam edecek. 11 Nisan'da "İslam Estetik Düşüncesi", 18 Nisan'da "Gelenek Olarak Bugün ve Yarın", 25 Nisan'da ise "Kadim Miras ve Süreklilik" üzerine gerçekleşecek paneller, Ahmet Hamdi Tanpınar Edebiyat Müze Kütüphanesi'nde düzenlenecek.

Toplam 21 akademisyenin konuşmacı olarak yer alacağı panellerde yapılan sunumlar, daha sonra kitap olarak yayımlanacak.

Mayıs ayında da proje kapsamında 7 farklı disiplinden eğitimciler atölyeler düzenleyecek. Bu atölyeler sonunda geleneksel sanatlardan yola çıkarak geliştirilen güncel sanat ürünleri, bir sergi ile sanatseverlerin beğenisine sunulacak.

Kaynak: AA / Asya Setinay Karagül
Etiketler: Turkiye
Kaynak: Kaynak Site

Yorumlar (0)

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Giriş Yap veya Üye Ol

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!