Mekke Anlaşması Genel Kurul'da... Turhan Çömez: Suudi Arabistan İsrail'le İbrahim Antlaşması'nı imzalarsa ne yapacaksınız, siz de mi imza atacaksınız?

Admin User 05 Kasım 2026, 03:00 18 Okunma Gündem
Mekke Anlaşması Genel Kurul'da... Turhan Çömez: Suudi Arabistan İsrail'le İbrahim Antlaşması'nı imzalarsa ne yapacaksınız, siz de mi imza atacaksınız?

(TBMM) - İyi Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, Ortak Savunma İçin Mekke Anlaşması'nın Genel Kurul'daki görüşmelerinde, "Yarın Suudi Arabistan İsrail'le İbrahim Antlaşması'nı imzalarsa ne yapacaksınız? Siz de aynı şekilde İbrahim Anlaşması'na imza mı atacaksınız" dedi. Emek Partisi İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, "ABD emperyalistlerinin ipiyle kuyuya inilmez. Türk'üyle, Kürt'üyle, Arap'ıyla, Sünni'siyle, Hristiyan'ıyla, Alevi'siyle bunu en iyi Afrika ve Orta Doğu'nun ve Asya'nın halkları bilir" şeklinde konuştu.

Türkiye Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti ve Suudi Arabistan Krallığı tarafından 7 Ağustos 2026 tarihinde imzalanan "Türkiye Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti ve Suudi Arabistan Krallığı Arasında Ortak Savunma İçin Mekke Anlaşması"na ilişkin kanun teklifinin birinci maddesi, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi. TBMM Başkanvekili Celal Adan'ın teklifin tümü üzerine ve şahıslar adına milletvekillerin söz talebini karşılaşmasının ardından maddelere geçildi.

"VALLAHİ DE BİLLAHİ DE FİLİSTİN'E HİÇ YARDIM ETMEDİNİZ"

Yeni Yol Grup Başkanvekili ve Gelecek Partisi Muğla Milletvekili Selçuk Özdağ, hükümete seslenerek, İsrail'i en büyük tehlike olarak görüp görmediklerini sordu. Özdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:

"En büyük tehlike olarak görüyorsunuz. O zaman İsrail Gazze'ye saldırırken, İsrail Lübnan'a saldırırken, İsrail Golan Tepeleri'ni işgal edip ve sizin iktidarınızda buraları ilhak ederken siz ne yaptınız? Siz sesinizi çıkarmadınız, çıkarıyormuş gibi yaptınız. ve biz burada size bas bas bağırdık, 'Gelin, kamuoyunu ayağa kaldıralım' dedik. Kamuoyu ayağa kalkmak istediği zaman 'Filistin'in yanındayız. Gazze'nin yanındayız' dediği zaman onları susturdunuz, ya gözaltına aldınız veyahut da tutukladınız, onlara gösteri yapma hakkı tanımadınız. ve kim yaptı? Siz yaptınız. Kimlerle beraber? Sayın Cumhurbaşkanının oğluyla beraber.

Avrupa'da gösteriler yapıldı, hükümetlerine çağrıda bulundu o halklar. 'Niye oraya yardım etmiyorsunuz? Neden İsrail'e ambargo uygulamıyorsunuz' dedi. Siz niye miting yaptınız, neden miting yaptınız? Madem o kadar güçlüydünüz bunlarla ilgili niye susturamadınız? Susturamazsınız! Neden? Çünkü burada sizin teknolojiniz ve bilgi toplumu olma özelliğiniz zayıf. Peki, bunlarla mücadele etmede ne dediniz biraz önce? 'Hep beraber olalım', dediniz değil mi. Hep beraber oluyor musunuz? Nerede hep beraber oluyorsunuz sizler? Hiçbir yerde beraber olmuyorsunuz. Varsa yoksa tek parti, varsa yoksa kendi partiniz ve kendi yandaşlarınız. Bir arkadaşımız burada dedi ki, 'Siz ticaret yapıyorsunuz'. 'Yapmıyoruz' dediniz. Sonra dediniz ki, 'Yapıyoruz'. 'Nereye yapıyorsunuz?' 'Biz Filistin'e yapıyoruz.' 'Nereye yapıyorsunuz?' 'Filistin'in limanları yok, İsrail'in, limanları üzerinden Filistin'e yardım yapıyoruz' dediniz, değil mi. Yok, değildi, vallahi de billahi de Filistin'e hiç yardım etmediniz, Gazze'ye hiç yardım etmediniz ama yardım etmeyerek İsrail'e yardım ettiniz."

Anlaşma'nın Husilere karşı yapıldığını, Husilerin İsrail'e karşı olduğunu ve Filistin'in yanında olduğunu savunan Özdağ, "Husiler, Filistin'in yanındadır, sizin olamadığınızdan çok çok fazla Filistin'in yanındadır" dedi.

"TÜRKİYE'DE GERÇEK BİR DEMOKRASİ İNŞA EDEMEDİK"

Özdağ, Siyasi Partiler Kanunu'nun "çok kötü bir kanun" olduğunu söyleyerek şöyle konuştu:

"Lider sultalığının olduğu bir yer Türkiye ve o lider sultaları ne derse onu yapıyoruz, hep beraber, bizim de kusurumuz var yani Türkiye'de muhalefet, iktidar hep beraber gerçek bir demokrasi inşa edemedik. Siz hukuk devleti değilsiniz, siz demokratik bir devlet de değilsiniz, siz aynı zamanda gelir dağılımında adaleti sağlamış olan bir ekonomiye de sahip değilsiniz, zaten dış politikada da savrulan bir yapınız var. Ondan sonra diyeceksiniz ki, 'Biz özgürlüğümüzü, bağımsızlığımızı sağlayacağız'. Evet, Bedir Anlaşmanız, Endonezya'yla, Katar'la, Pakistan'la beraberce yapmış olduğunuz, doğru, öyle bir anlaşmayı da burada yapın. Savunma anlaşması değil de gelin, teknoloji anlaşması yapın, bilgi anlaşması yapın, bunu yapın, ben size 'Eyvallah' diyeceğim.

ABD'nin politikalarını eleştiren Özdağ, ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack'ın ulus devletlere ilişkin daha önce yaptığı açıklamaları gündeme getirdi. Özdağ şunları söyledi:

"Cevap verebildiniz mi? Şimdi kalkmışsınız, diyorsunuz ki, 'Biz Türkiye'nin güvenliği için, özgürlüğü için Pakistan'la anlaşma yapıyoruz." Pakistan'ın kendine hayrı yok, bir nükleer silahı var.

Suudi Arabistan'ın problemi nedir? Suudi Arabistan'ın problemi Husilerdir ve Husilere karşı Suudi Arabistan'ın petrodolarlarını kullanmak istiyorlar, hem Pakistan'a karşı hem de Türkiye'ye karşı kullanmak istiyorlar. Biz taşeron muyuz? Biz bağımsız bir Türkiye Cumhuriyeti devletiyiz, peki, o bağımsızlığa göre hareket edelim. Gelin, Türkiye'yi demokratik Türkiye yapın, hukuk devleti yapın, vallahi eğitimde fırsat eşitliği yapın, gelir dağılımında adaleti yapın, şeffaf bir Türkiye yapın, Sayıştay'ın olduğu bir Türkiye yapın, iç denetimlerin olduğu, yargının bağımsız olduğu bir Türkiye yapın ne Pakistan'a ihtiyacınız kalır ne Suudi Arabistan'a ihtiyacınız kalır ne ABD'ye ihtiyacınız kalır. Bu 86 milyon burayı zengin yapar, bilgi toplumu ve teknoloji toplumu yapar."

Özdağ anlaşmaya ret oyu verdiklerini belirterek, "Çünkü Türkiye'nin geleceğini düşünüyoruz ve sizi Tanrı'ya havale ediyorum, millete havale ediyorum, Allah'a havale ediyorum" dedi.

"ALLAH SİZDEN DE BUNUN HESABINI SORACAK"

İYİ Parti Grup Başkanvekili ve Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 2010 yılında yaptığı bir konuşmada Suudi Arabistan'a yönelik "On binlerce insanı Yemen'de öldürmediniz mi siz? Ey Suudi Arabistan bunun hesabını ver" ifadelerini kullandığını hatırlattı. Çömez, şu ifadeleri kullandı:

"Şimdi soruyorum AK Partili milletvekillerine. 'Ey Suudi Arabistan bunun hesabını ver' derken nasıl olur da siz Yemenli Müslümanları katledecek olan Suudi Arabistan'ın saldırılarının yanında olacaksınız? Bunu söyleyen sizsiniz. Aynı sözle, aynı anlayışta, yine Sayın Çavuşoğlu 'Hayır, Yemen'i mahvettiniz' diyor Suudi Arabistan'a 'Bombardıman, kuşatma, binlerce insanı öldürdünüz. Allah sizden bunun hesabını soracak'. Allah sizden de bunun hesabını soracak. Eğer Suudi Arabistan'la beraber olur gider Yemenlileri katlederseniz, oradaki Müslümanları katlederseniz Allah sizden de bunun hesabını soracak.

Hani siz Müslümanlar bir araya gelmiştiniz? Hani bir araya gelmiştiniz? Trump'ın bu methiyesine muhatap olmak için mi yaptınız bütün bunları? Yanı sıra yine Trump'a sordular, dediler ki, 'Eğer böyle bir yardım için siz Türkiye'den talepte bulunursanız, Suudi Arabistan'ın yanında olsun, Yemen'e saldırsın diye Türkiye'den talepte bulunursanız ne yapacak Türkiye?' 'Erdoğan benim dostumdur, kırmaz, gönderir askerlerini' dedi. İfadesi burada. 'Gönderir askerlerini bizim askerlerimizin yanına' dedi. Şimdi, bütün bunlara baktığımız zaman bu, bir Sünni hattıdır, Sünni paktıdır ve bunun arkasında İsrail vardır, bunun arkasında Amerika vardır ve İran'a karşı Amerika'nın başarısızlığı neticesinde ortaya konulmuş yeni bir plandır."

"YEMEN ÇÖLLERİNE Mİ GÖNDERECEKSİNİZ ANADOLU ASLANLARINI"

Suudi Arabistan'ın İsrail ile normalleşmeye çalıştığını, Birleşik Arap Emirliklerinin İsrail ile İbrahim Anlaşmaları imzaladığını kaydeden Çömez, sözlerini öyle sürdürdü:

"Yarın Suudi Arabistan İsrail'le İbrahim Antlaşması'nı imzalarsa ne yapacaksınız? Siz de aynı şekilde İbrahim Anlaşması'na imza mı atacaksınız? İsrail'in Orta Doğu güvenliği için Suudlarla beraber mi olacaksınız? Cevap yok, belli ki bunu hesaba katmamışsınız. Yine aynı şekilde, İran ve Suudi Arabistan arasında bir çatışma çıkarsa bu pakt gereği biz de komşumuz İran'la savaşmak zorunda kalacağız. Bunu istiyor musunuz? Buna gerek var mı? Dört asırdır savaşmadığımız komşu ülkeyle savaşa mı gireceksiniz Araplar için? Yine, Suudi Arabistan Husilerle bir çatışmaya girerse ne olacak? Yemen çöllerine mi göndereceksiniz Anadolu aslanlarını? Yemen'e mi göndereceksiniz Suudları, Arapları korumak için?

Pakistan Afganistan'la savaş halinde. Yarın 'Afganistan'la ben savaştayım' derse, yardım isterse Pakistan'a da mı göndereceksiniz Türk askerleri? Peki, Türkiye'de 600 bin kaçak Afgan var, bunlar sizin için tehlike olmayacak mı? Belli ki bunların hiçbirisini hesap etmemişsiniz. Yanı sıra, NATO'nun kapsamadığı hangi güvenlik açığını bu pakt kapsayacak NATO'nun 5'inci maddesi son derece açık, yıllardan beri NATO'ya yaptığımız harcamalar belli, yaptığımız fedakarlıklar belli, NATO'nun yapmadığı, sağlamadığı hangi güvenlik açığını siz bununla kapatacaksınız? Peki, niye bugüne kadar İsrail'e karşı oturup böyle bir anlaşma, böyle bir pakt oluşturmadınız? Neden yapmadınız bunu? Yapmadınız çünkü bu paktın arkasında hem İsrail var hem de Amerika var."

"SİYASİ SAİKLERİMİZLE DEĞERLENDİRMELER YAPARSAK EKSİK YAPMIŞ OLURUZ"

CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, ABD'nin geçen ay Irak'taki son birliklerini bölgeden çektiğini anımsatarak, Anlaşma'yı böyle bir bağlamda konuştuklarını kaydetti. Salıcı, "AK Parti'nin 24 yıllık iktidarını bilen, zikzaklarına güvenmeyen vatandaşlarımız doğal olarak şunu soruyor. Emperyalizmin oyununa mı geliyorsunuz? ABD'nin jandarması olmayı mı kabul ediyoruz" dedi.

AK Parti'nin pişirdiği bir anlaşmayı onaylamaya niyetleri olmadığını bildiren Salıcı, "Ama Türkiye Cumhuriyeti'nin çıkarlarını koruyacak bölgesel bir güvenlik mimarisinin ilk adımına da evet dememiz gerekiyor. ABD açıkça diyor ki, 'Ben bölgeden çekiliyorum'. Bu bölge nasıl bir düzen tutacak? Bunu konuşmadan sadece kendi siyasi saiklerimizle bazı değerlendirmeler yaparsak korkarım ki eksik yapmış oluruz" değerlendirmesini yaptı.

"GÜVENLİĞİN DIŞARIDAN SAĞLANABİLECEĞİ DÜŞÜNCESİ AŞILMALI"

Salıcı, ABD'nin bölgeyi terk ediyor olmasından büyük memnuniyet duyduğunu belirterek, bu dönüşümün yeni bir bölgesel güvenlik mimarisini kaçınılmaz kıldığına işaret etti. Salıcı şu ifadeleri kullandı:

"Bölgenin bütün güvenlik sorunlarının Amerika tarafından çözüleceği varsayımı artık dünyada daha fazla sorgulanıyor. Dolayısıyla, masamızdaki soru şu. Orta Doğu'nun güvenliğini kim sağlayacak? Pekin mi, Washington mu, Moskova mı, yoksa bu coğrafyada yaşayan ulusların kendi devletleri, kendi kurumları ve kendi diplomatik mekanizmaları mı? Kim sağlayacak?

Hatırlayalım, 2020 yılında CHP bir kurultay yaptı ve orada Orta Doğu barış ve iş birliği teşkilatına dair bölümü yani böyle bir teşkilat kurulması, OBİT isminde bir teşkilat kurulmasını kurultay kararıyla kabul etti. Kim vardı OBİT'te? İran vardı, Irak vardı, Suriye vardı, Türkiye vardı. Niye? Emperyal güçleri burada yaptığı işlerden uzak tutup bölge ülkeleri kendi sorunlarını kendileri tartışılabilsin diye. Gerçekleşti mi? Evet, gerçekleşmedi çünkü AK Parti iktidarının böyle bir şey yapmaya niyeti yoktu ama bugün başka bir iş yapılıyor. Bunu günlük değerlendirmelerden, günlük rutinden, günlük hassasiyetlerden biraz ayrılarak değerlendirmekte fayda var.

Bu kadim coğrafyada güvenliğin dışarıdan sağlanabileceği düşüncesi de artık aşılmalıdır. Emperyalizm ve yayılmacılığın hiçbir türlüsü bölgemizde sağlıklı sonuçlar doğurmamıştır, doğurmayacaktır ve bu konuda bir yanılgıya düşmemek şarttır. Amacımız dış güçlerin yerini bölgesel hegemonların ve yıkıcı güç rekabetlerinin alması değildir, tek bir amacımız vardır. O da ortak coğrafyayı paylaşan komşuların barış ve saldırmazlık anlayışı içinde bir arada yaşayabilmesini tesis etmektir. İşte, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı biz bu çerçevede değerlendiriyoruz."

"HALA S-400 KRİZİ ÇÖZÜLMEDİ"

DEM Parti Antalya Milletvekili Saruhan Oluç, toplumun Suudi Arabistan'la Pakistan'la, ABD'yle ya da başka bir bölge gücüyle savaşlara dahil olmak yerine savaşları durduracak barış mekanizmalarına öncülük eden bir ülke ve devlet istediğine dikkat çekti. Oluç, "AK Parti iktidarı da bu toplumsal talebe uygun davranarak hareket etmek zorundadır ama bu anlaşma böyle bir anlaşma değildir" değerlendirmesini yaptı.

TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay'ın konuşmasında küresel krizlerden bahsettiğine değinen Oluç, "Size sadece bir tane örneği hatırlatacağım Sayın Oktay, o da S-400 krizidir. NATO üyesi bir ülke Rusya'nın füzelerini almak üzere harekete geçti ve bu politika, işte, bu çoklu politika dediğiniz, çoklu seçenek dediğiniz bu politika sonunda duvara tosladı ve hala S-400 krizi çözülemedi, Türkiye NATO üyesi olmaya devam etti, yükümlülüklerini yerine getirmek zorunda olduğu açıkça hatırlatıldı, o yükümlülüklerin içindekilerden bir tanesi de S-400'lerin Türkiye'de konuşlandırılmamasıdır. Onun için, her anda çoklu seçeneği gündeme getirerek bir dış politika kurmaya çalışmak doğru değildir. Daha yeni yaşadık S-400 krizini, başka örnekleri de var" şeklinde konuştu.

"TÜRKİYE HERHANGİ BİR VEKALET SAVAŞININ PARÇASI OLMAMALI"

Oluç salt savaş karşıtlığıyla bu tür askeri anlaşmalara itiraz etmediklerini vurgulayarak, "Aynı zamanda vekil savaşlarının parçası olmayı da reddetmemiz gerekiyor. Özellikle Suriye'de başlayan iç savaşın ve Orta Doğu'da bu kadar yıldır süren ve çok ağır sonuçları olan, Türkiye'yi de çok ciddi biçimde etkilemiş sonuçları olan iç savaştaki vekalet savaşlarının ne kadar ciddi sorunlar yarattığını hep birlikte yaşadık ve gördük. Dolayısıyla Türkiye herhangi bir vekalet savaşının parçası olmamalıdır, bunu reddediyoruz" dedi.

"TÜM BUNLARIN MEŞRU ZEMİNİ YOK"

YENİ Parti Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Anlaşma'nın 7 Ağustos'ta imzalandığını ancak Komisyon'da, Genel Kurul'da tartışmadan icra alanında adımlar atıldığına işaret etti. Çakırözer, şunları kaydetti:

"Genel Sekreter atandı, bakanlar ve komutanlar İstanbul'da, Riyad'da toplandı hatta sonrasında Suudi Arabistan'a derhal askeri yardım kararı alındı hatta Hava Kuvvetlerimizin havadan yakıt ikmal uçakları, havadan ihbar ve kontrol uçaklarımızın şimdiden Suudi Arabistan'da göreve başladığı söylenmektedir. Soruyoruz hangi yetkiyle? Çünkü bunun hukuki zemini yoktur ne daha önce yapılan ikili anlaşmalar bu harekat görevlerini kapsamaktadır ne de bu Anlaşma, bu haliyle bu yetkiyi vermektedir. Tüm bunların meşru zemini yoktur, kanuni değildir. Anayasa'ya göre anlaşmaya onay makamı yüce Meclisimizdir. Millet iradesinin temsilcisi olan bu Meclisi kimse yok sayamaz.

Bunu daha önce de yaptınız, 1 Mart Tezkeresi'nde. O gün AK Parti'nin çoğunluğu vardı ama bu Meclis onurlu bir tavır ortaya koyarak Türkiye'yi Irak'ın işgaliyle ortak etmedi. Millet iradesinin ne demek olduğunu hem size hem de tüm dünyaya gösterdi. Yüce Meclisimizin aynı direnişini, aynı onurlu tutumu bugün göstermeyeceğini nereden biliyorsunuz? Bu Meclis ve tüm milletvekillerinin iradesi sarayda verilmiş kararların tescil yeri değildir."

Ülkeye doğrudan sermaye gelmesini, savunma sanayinin iş birlikleri yaparak gelişmesini burada istemeyen kimse olmadığını söyleyen Çakırözer, "Ama bunlar olsun diye Yemen çöllerinde bir Mehmetçiğimizin dahi tırnağına zarar gelecekse biz buna karşıyız. Bakın, Husiler şimdiden bu paktı ve üyelerini tehdit olarak görmekte. Somali'deki El Şebab terör örgütüyle ilişkileri de düşünüldüğünde ortada hem deniz ticaretimiz açısından hem de o bölgede zaten var olan askeri varlıklarımız açısından da ciddi riskler oluşmakta. Hal böyleyken, Türkiye başka ülkelerin stratejik hesapları uğruna çatışmalara sürüklenmemelidir. Her şeyi tartışabiliriz, konuşabiliriz ama milli güvenliğimiz, stratejik özerkliğimiz, karar alma bağımsızlığımız ve Türk askeri personelinin güvenliği tartışmaya kapalıdır" ifadelerini kullandı.

"BİR TRUMP PLANININ GÖNÜLLÜ TAŞERONU OLMAKTASINIZ"

Çakırözer, Türkiye'nin güvenlik politikasının başkalarının planları ve ihtiyaçları üzerinden şekillendirilemeyeceğini vurgulayarak, "Bu ittifak, Trump'ın bölgemize dair planlarının bir parçasıdır, bir neticesidir ve Trump'ın tüm planları gibi Türkiye'nin de bölgemizin de İslam dünyasının da güvenliğini koruyamayacaktır. Daha önce Trump'ın, yine İsrail'le birlikte kurduğu, Filistin'i yok saydıkları Gazze Barış Kurulu'na sorgusuz sualsiz atladığınız gibi, şimdi de yine bir Trump planının gönüllü taşeronu olmaktasınız" dedi.

"İBRAHİM ANLAŞMALARINA PARALEL BİR ANLAŞMAYLA KARŞI KARŞIYAYIZ"

Emek Partisi İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, Orta Doğu'dan çekilecek bir ABD emperyalizminin bir tane üssünü bile kapatmadığını söyleyerek Doğu Akdeniz ve Ege'de Yunanistan ve İsrail ile beraber daha çok üs kurmaya başladığını, daha büyük egemenlik oluşturmak üzere askeri üsler ve yığınaklar yapmaya başladığını belirtti. Bayhan, "Dolayısıyla böyle bir gerçek yok. Gerçek şudur. Saldırganlık ve bu işin pis işlerini, bir zaman İsrail için dedikleri pis işleri yapma konusunda Netanyahu'yla beraber yeni bir denge arayışındalar ve burayı saray rejimi doldurmaya, AKP iktidarı doldurmaya yöneliyor" diye konuştu.

Bayhan şu değerlendirmelerde bulundu:

"İbrahim Anlaşmaları'na paralel yeni bir anlaşmayla karşı karşıyayız, onun adı da Mekke İttifakı oldu. Yani İbrahim Anlaşmaları'na ikna edilemeyen, giremeyen Türkiye, bu kez yine ABD emperyalizminin paralelinde bu anlaşmayla, Mekke Anlaşması'yla Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan hizalanmaya başladılar ve bizim önümüze getirilen anlaşma da böyle bir anlaşmadır. Ne yazık ki bu ülkenin işçi ve emekçilerini ikna etmek üzere sürdürülen yerli ve milli propagandası, aslına bakarsanız, temelde NATO da dahil, Türkiye'nin bir kez daha bu coğrafyada ABD iş birlikçiliğinden başka seçeneği olmadığı gibi bir iddiaya dayanıyor. Sadece ve sadece ABD emperyalizmiyle kurtuluş aranıyor, ABD emperyalizmiyle, bu bölgede ABD emperyalizminin iş birlikçiliğiyle gelecek aranıyor.

Böyle bir siyaset içerisinde bizim, asla ve asla, Türkiye işçi ve emekçilerinin böyle bir geleceği kabul etmesine gönlümüz razı olmaz ve başından beri bu anlaşmalara itiraz ediyoruz, karşı çıkıyoruz. ABD emperyalizmiyle varılacak, onun iş birlikçiliğiyle varılacak bir savunma, güvenlik olamaz. Dünyanın, dünya ekonomisinin iki büyük devi içerisinde, emperyalist iki büyük devi içerisinde birisi diğerini düşman ilan ediyor, o dünyada huzur mu olur? Orta Doğu'da, sıcak bölgesinde, çatışma alanlarında huzur mu olur? Elbette ki olmaz.

Bu ülkenin bütün işçilerine ve emekçilerine, gençlerine seslenmek istiyorum. ABD emperyalistlerinin ipiyle kuyuya inilmez. Türk'üyle, Kürt'üyle, Arap'ıyla, Sünni'siyle, Hristiyan'ıyla, Alevi'siyle bunu en iyi Afrika ve Orta Doğu'nun ve Asya'nın halkları bilir. ABD emperyalizmine karşı mücadele etmek yerine iş birlikçiliği seçmenin sonu her zaman halklar için hüsran olmuştur, yine öyle olur. Onun için dışı yerli ve milli görünen, içi Amerikancı olan bu paylaşım siyasetine, savaş ittifakına prim vermeyelim. Burjuvalaşmış Suudi monarşisi için bu ülkenin gençlerinin ne kendi kanını ne de başka bir halkın gençliğinin kanını dökecek bir ittifaka ihtiyacı yoktur. ABD Orta Doğu'dan, Afrika'dan, Asya'dan sökülüp atılmadan sömürülen ve ezilen halklara huzur yoktur. Bölgede barış, ülkede demokrasi için ittifaka hayır diyoruz."

Kaynak: ANKA
Etiketler: Turkiye
Kaynak: Kaynak Site

Yorumlar (0)

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Giriş Yap veya Üye Ol

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!