Kadıköy Kız Anadolu İmam Hatip Lisesinde yeni eğitim-öğretim yılı açılış töreni düzenlendi
Kadıköy Kız Anadolu İmam Hatip Lisesinde 2026-2027 eğitim-öğretim yılının açılışı dolayısıyla program düzenlendi.
Program kapsamında 2026-2027 eğitim-öğretim yılının açılış dersini Milli Savunma Üniversitesi (MSÜ) Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu verdi.
Yeni eğitim-öğretim yılının hayırlı uğurlu olmasını dileyerek derse başlayan Afyoncu, Türkiye'nin 20 milyona yakın öğrencisiyle oldukça geniş bir eğitim sistemine sahip olduğunu belirterek, bunun ülkenin önemli bir zenginliği olduğunu ve Kadıköy Kız Anadolu İmam Hatip Lisesinin de Türkiye'nin çok iyi okullarından biri olduğunu ifade etti.
Afyoncu, iş odaklı üretmenin önemine dikkati çekerek, Türkiye'nin üretmeye ve başarılı olmaya mecbur olduğunu, aksi halde bu topraklarda varlığını sürdüremeyeceğini söyledi.
Türkiye'nin geçmişte ciddi toplumsal mücadelelerden geçtiğini belirten Afyoncu, toplumun kendi değerlerine aykırı olduğunu düşündüğü uygulamalara karşı tepkisini özellikle seçimler yoluyla ortaya koyduğunu söyledi.
1950'de Demokrat Partinin iktidara gelmesinin ardından ezanın yeniden Arapça okunmaya başlanmasını buna örnek gösteren Afyoncu, merhum dedesinin de bu nedenle hayatının sonuna kadar Adnan Menderes'e dua ettiğini anlattı.
Afyoncu, 1980'li yıllardan itibaren kız öğrencilerin okullara başörtüsüyle girip giremeyeceği meselesinin Türkiye'deki önemli tartışma ve çatışma alanlarından biri olduğunu, bu konuda yaklaşık 30 yıl boyunca ciddi mücadele yaşandığını ifade etti.
"Artık askeri okullara gelirken başörtüsü engel değil"
28 Şubat sürecinde imam hatip lisesi mezunlarının üniversiteye girişinde uygulanan katsayı düzenlemesine de değinen Afyoncu, bu dönemde çok sayıda dernek, vakıf ve kişinin imam hatip mezunu öğrencilere destek olmaya çalıştığını ancak başarılı olmalarına rağmen birçok öğrencinin istediği üniversiteye gidemediğini veya daha düşük puanlı bölümleri tercih etmek zorunda kaldığını kaydetti.
Rektör Afyoncu, öğrencilere tavsiyelerde bulunmak istediğini ifade ederek, "Türkiye'nin yakın tarihini okuyun veya belgesellerden izleyin. Türkiye'nin ne aşamalardan geçtiğini görün arkadaşlar çünkü bizim hafızamız balık hafızadır ve çok çabuk unuturuz. Hem ülke olarak hem de milliyetçi muhafazakar kesim olarak çok ciddi mücadelelerle geldik, bunu unutmayalım." dedi.
Sağlık şartlarını taşıyan gençleri denizci, pilot, kara subayı veya astsubay olarak Milli Savunma Üniversitesine davet eden Afyoncu, "Çünkü artık askeri okullara gelirken başörtüsü engel değil. İmam hatipten gelmek engel değil. 2016'dan sonra Allah'a şükürler olsun böyle bir düzen kuruldu." diye konuştu.
Erhan Afyoncu, Türklerin Orta Asya'dan başlayan tarihsel serüveninin, Hunlardan Göktürklere uzanan süreçte at ve yay gibi dönemin ileri teknolojilerinin Türklerin askeri başarılarında önemli rol oynadığını ifade ederek, Türk adının Göktürklerle tarih sahnesine çıktığını ve Orhun Yazıtları'nın Türk milletine birlik, mücadele ve rehavete kapılmama konusunda önemli mesajlar verdiğini anlattı.
Türk devletlerinin çok geniş bir coğrafyada hakimiyet kurduğunu vurgulayan Afyoncu, "Büyük bir arazide Türkler at ve yayla hakim oldular. At ve yay ne demek? O dönemin İHA'sı ve SİHA'sı demek." ifadelerini kullandı.
Osmanlı Devletinin Türk tarihindeki önemine değinen Afyoncu, Oğuz Türklerinin önce Selçuklu, ardından da Osmanlı Devletini kurduğunu belirterek, Osmanlının nüfusu, yönetim anlayışı ve bugünün dünyasının şekillenmesindeki etkisi bakımından Türk tarihinin en büyük devleti olduğunu, Anadolu'ya yoğun Türkmen göçlerinin yaşandığını ve Avrupalıların bu coğrafyayı 1085'ten itibaren "Türkiye" olarak adlandırmaya başladıklarını anlattı.
Osmanlı Devletinin yaklaşık 10 milyon kilometrekarelik coğrafyaya hükmettiğini belirten Afyoncu, "Şu anda günümüzde dünyada ne kadar çatışmalı bölge varsa bunların yüzde 70-80'i Osmanlının yönettiği bölgelerde. Orta Doğu, Yemen, Kafkaslar, Balkanlar, Suriye, bu kadar büyük bir coğrafyayı yönetti. En önemli şey şu, buralar tarihte de problemliydi, günümüzde de problemlidir. Osmanlının yönetim gücü bu bölgelerde belli bir düzeni belli bir süre kurmuştur. Bunu unutmayalım." ifadelerini kullandı.
"Fatih'in toplarda üstünlüğü ele alması neyse SİHA'lar da bugün odur"
Kuzey ve Doğu Afrika'nın Osmanlı sayesinde Müslüman olarak kaldığı süreci anlatan Afyoncu, "Bir 7-8 sene önce Somali'de çok büyük bir kıtlık oldu, insanlar öldü. Antarktika'da bir tane penguenin ayağı buza sıkışsa denizaltı gönderen Avrupalılar, hiçbir şekilde yardım etmediler. Sadece Türkiye'nin başkanlığında bazı İslam ülkeleri Somali'ye yardım etti. Somali'nin şöyle simgesel önemi vardır: Somali, İslamiyet'in Afrika'daki temsilcisidir." şeklinde konuştu.
MSÜ Rektörü Afyoncu, Osmanlının askeri teknolojileri etkili kullanarak başarılı olduğunun altını çizerek, şöyle konuştu:
"Biz, topu icat etmedik, tüfeği de icat etmedik fakat topu bir savaş silahı haline Osmanlı getirdi. Tüfeği de bir savaş silahı haline Osmanlı getirdi. Savaş konseptini değiştirdi. İstanbul da bu sayede alındı. Günümüzde de bu son derece önemli SİHA'yı biz bulmadık ama SİHA'yı Bayraktar üretti. Türk Silahlı Kuvvetleri, SİHA'yı bir savaş silahı haline getirdi. 2020'de Azerbaycan-Ermenistan Savaşı, ilk defa tarihte konvansiyonel bir savaş, SİHA'larla kazanıldı yani burada ben yapılanın farkında olmadığımız kanaatindeyim. Şu anda İslam dünyası, aradan geçen 550 yılda ilk defa bir silahtan üstünlüğü tekrar ele aldı yani Fatih'in toplarda üstünlüğü ele alması neyse SİHA'lar da bugün odur. Bugün Türkler sayesinde İslam dünyası, SİHA'larla kendini korumaya, savaşları kazanmaya başlamıştır. Sadece biz mi? Değil, Somali'dekiler de kullanıyor. Kırgızistan da kullanıyor, Azerbaycan da kullanıyor yani dost ve kardeş ülkelerimiz de Türklerin ürettiği ve geliştirdiği ve konseptini yazdığı silahları kullanıyorlar, son derece önemlidir. Dikkat ederseniz isimler nedir? Akıncı ve Kızılelma yani tarihle bağlantılıdır."
Osmanlı Devletinin şehircilikten dini ve mezhepsel yapılara kadar geniş bir alanda bugüne ulaşan izler bıraktığını belirten Afyoncu, yaklaşık 10 milyon kilometrekarelik toprakları içinde bugünkü 50'ye yakın ülkenin tamamında veya bir bölümünde hakimiyet kurmasının Osmanlının güçlü organizasyon ve yönetim kabiliyetini gösterdiğini vurguladı.
Afyoncu, Türklerin Asya'dan Anadolu'ya uzanan tarih boyunca farklı medeniyetlerle karşılaşmalarına rağmen kendi değerlerini ve kimliğini koruduklarına dikkati çekerek, bunda ailenin önemli rol oynadığını, Haçlı Seferleri ve Milli Mücadele gibi zorlu dönemlerde verilen mücadelelerle Anadolu'daki varlığın sürdürüldüğünü ifade etti.
Bir hususun unutulmaması gerektiğine dikkati çeken Afyoncu, "Türkiye'nin güçlü olması demek, bütün mazlumların güçlü olması demektir. Büyük bir zulüm var dünyada, bakın 7 Ekim'den sonra artık dünyada bütün her şeyin çivisi çıktı. Artık hiçbir değer kalmadı çocuklar. Hiçbir kural da kalmadı. Bu kaosta var olmak için bizim güçlü olmamız lazım. Sizlerin her birinizin ileride bugünkünden daha güçlü bir Türkiye'yi inşa edeceğinize ben inanıyorum." dedi.
"Bu hayatta iz bırakmak için fark yaratmamız lazım"
Programda konuşan Anadolu Ajansı (AA) Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Serdar Karagöz, Türkiye'nin en zeki, çalışkan ve başarılı öğrenci gruplarından biriyle bir arada olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, öğrencilere yeni eğitim-öğretim yılının hayırlı olması temennisinde bulundu.
Hayatın çok hızlı geçtiğini vurgulayan Karagöz, öğrencilerin bu okula girebilmek için büyük çaba gösterdiklerini ve çalışkanlıklarını bildiğini belirterek, yaşamlarını anlamlı kılacak işler yapmaları tavsiyesinde bulundu.
Serdar Karagöz, öğrencilere iz bırakan insanlardan olmalarını tavsiye ederek, "Hayat geçip gittiğinde, yaşlandığımızda bu hayatta iz bırakmış mıyız, bırakmamış mıyız, ona bakalım. İşte bu hayatta iz bırakmak için fark yaratmamız lazım." diye konuştu.
Öğrencilere hangi mesleği seçerlerse seçsinler fark yaratmayı hedeflemeleri önerisinde bulunan Karagöz, Mimar Sinan, Aziz Sancar ve Harezmi gibi alanlarında iz bırakan isimleri örnek almalarını tavsiye etti.
Karagöz, böyle yapmaları durumunda yaşadıkları bu döneme iz bırakan insanlardan olabileceklerini belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Sizler bu okulu seçerek esasında bir duruşunuz olduğunu gösterdiniz. İyiliğin yanında, haklının yanında, doğrunun yanında. Çalışkan, disiplinli, zeki insanlar olarak dünyadaki adaletsizlikle mücadele edebileceğinizi gösterdiniz. Dünya iyiye gitmiyor. Hepiniz televizyonlardan Gazze'deki soykırımı takip ediyorsunuz, öyle değil mi? Her akşam televizyonlarda ailesini kaybetmiş, vücut uzuvlarını kaybetmiş çocukları görüyorsunuz, kardeşlerinizi görüyorsunuz, bir soykırımı hep birlikte izliyoruz. Bu soykırımı kim durdurabilir? Bakın biz Anadolu Ajansı olarak soykırımın kanıtları kitabını yayımladık. Bu kitabı okul kütüphanenize de bırakacağım. Vaktiniz olduğunda gelip bakarsınız. Burada gördüğünüz fotoğraflar canınızı acıtabilir, moralinizi bozabilir, sizleri üzebilir çünkü soykırım çok gerçek ve acıdır. İşte onun fotoğraflarını 'Kanıt' adı altında burada topladık."
Dünyadaki sorunların ve soykırımların önlenmesinde bilgili, birikimli ve alanında yetkin insanların önemine dikkati çeken Karagöz, öğrencilere dünyanın önde gelen üniversitelerinde eğitim alarak alanlarının en iyisi olmaları çağrısında bulundu.
AA Genel Müdürü Karagöz, "İyisiniz, haklısınız ama soykırımı durdurmaya, kötülükle mücadele etmeye bunlar yetmez. İyi insanların, haklı insanların aynı zamanda donanımlı, birikimli, güçlü ve başarılı olması lazım. Soykırımı yapanlar, bugün dünya ekonomisini, dünyadaki teknolojiyi, bilimi, kültürü kontrol ediyorlar. Onunla mücadele eden insanlar, sadece tüketen insanlar olamaz. Onunla mücadele eden insanlar olarak soykırımcılardan daha bilgili olmak zorundasınız." dedi.
Öğrencilerin siyonistlerin kontrol ettiği her alanda faaliyet göstererek bu kontrolü kırmaları ve hayatlarında iz bırakacak çalışmalar yapmaları gerektiğini vurgulayan Karagöz, "Geleceğimizin aydınlık olabilmesi için, soykırımların tekrar edilmemesi için sizin gibi zeki, çalışkan ve başarılı gençlere çok iş düşüyor. Eğer mühendis olacaksanız, fark yaratan bir mühendis olun, Selçuk abiniz gibi. Eğer bir mimar olacaksanız, Mimar Sinan gibi bir mimar olun ve fark yaratın. Sizlerden tek ricam, bu dünyanın, bu ülkenin insanlarının beklentisi sizlerden çok yüksek. O beklentiyi karşılamak üzere, disiplinli bir şekilde çalışmalarınıza devam etmeniz." şeklinde konuştu.
"Yarınların artık sadece Türkiye'sini değil lütfen dünyasını da değiştirin"
Karagöz, dünyada adaletin sağlanması ve iyilerin kötülere karşı mücadelesinde gençlere önemli görevler düştüğünü belirterek, Kadıköy Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencilerinin bu süreçte öncü rol üstleneceklerine inandığını ifade etti.
Bu zorlu yolda öğrencilere başarılar dileyen Karagöz, "Yarınların artık sadece Türkiye'sini değil lütfen dünyasını da değiştirin. Yarınların dünyasını soykırımcılardan, siyonistlerden, ahlaksız insanlardan, dünyayı cehenneme çeviren bu insanlardan lütfen gelin, siz kurtarın." ifadelerini kullandı.
Konuşmaların ardından Kadıköy Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi Müdürü Şeyma Şahin, konuşmacılar Afyoncu ve Karagöz'e hediye takdim etti.
MSÜ Rektörü Afyoncu ve AA Genel Müdürü Karagöz, okulu TEKNOFEST'te temsil ederek derece elde eden dron takımına başarılarından dolayı hediye verdi.
Program, fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.