CHP'li Adem'den Maden İhalesine Tepki: ''Dört Günde Satılan Alan, 2025 Yılı Toplamını Geçti''
(ANKARA) - CHP PM Üyesi Erhan Adem, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'nün (MAPEG) başlattığı maden ruhsatı ihale sürecine ilişkin, 18 ilde sadece dört gün içinde satılan 92 bin hektarlık alanın 2025 yılı toplamından fazla olduğunu kaydetti. Adem, "Bu tablo, doğanın korunması değil, sistematik bir şekilde tahrip edilmesi anlamına gelmektedir. Söz konusu ihaleler; yalnızca yer altı kaynaklarının çıkarılmasıyla sınırlı kalmayacak, aynı zamanda ekolojik sistemi geri dönülmez şekilde bozacak" dedi.
CHP PM Üyesi Erhan Adem, yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye'nin doğal varlıklarının rant politikalarının hedefi haline getirildiğini savundu. MAPEG tarafından 7 Şubat 2026 tarihinde başlatılan ve 67 ili kapsayan ihale sürecinin ekolojik geleceği tehdit ettiğini kaydeden Adem, ihaleye açılan alanların büyüklüğüne ve satış hızına dikkati çekti.
İhale sürecinin kapsamı hakkında sayısal veriler paylaşan Adem, toplamda 485 maden ruhsat sahasının işleme alındığını aktardı. Adem, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
"Toplamda 548 bin hektarı aşan bu devasa alan; başka bir ifadeyle yüz binlerce futbol sahasına denk gelen büyüklükte bir coğrafya, parça parça şirketlerin kullanımına açılmaktadır. Üstelik bu sahaların 288'inin 'mega alan' olarak tanımlanan, 1000 hektarın üzerindeki büyüklükte olması, tehdidin boyutunu daha da büyütmektedir. Bu tablo, doğanın korunması değil, sistematik bir şekilde tahrip edilmesi anlamına gelmektedir."
25 Mart'ta başlayan ve 10 Nisan'a kadar sürecek olan ihale sürecinde, yalnızca dört gün içinde 18 ilde 80 ruhsat sahasının satılmış olması ve 92 bin hektarı aşan bir alanın el değiştirmesi, iktidarın bu konudaki aceleciliğini ve niyetini açıkça ortaya koymaktadır. Daha da çarpıcı olan ise, dört gün içinde satılan alanın 2025 yılı boyunca satılan toplam alandan daha fazla olmasıdır. Bu, plansızlığın değil, bilinçli bir tercih ve doğa karşıtı bir politikanın göstergesidir.
Bu uygulamalar, mevcut madencilik mevzuatının nasıl bir yıkım aracına dönüştürüldüğünü gözler önüne sermektedir. Söz konusu ihaleler; yalnızca yer altı kaynaklarının çıkarılmasıyla sınırlı kalmayacak, aynı zamanda ekolojik sistemi geri dönülmez şekilde bozacaktır. Orman alanları yok edilecek, su havzaları kirletilecek ve kurutulacak, tarım arazileri işlevsiz hale getirilecektir. Bu süreçten en ağır darbeyi ise kırsalda yaşayan yurttaşlarımız alacaktır. Köyler boşalacak, yaşam alanları ortadan kalkacak ve insanlar kendi topraklarında tutunamaz hale getirilecektir.
Unutulmamalıdır ki; doğa bir kaynak değil, yaşamın kendisidir. Su yoksa hayat yoktur. Orman yoksa nefes yoktur. Toprak yoksa gelecek yoktur. Bu nedenle, kısa vadeli ekonomik çıkarlar uğruna uzun vadeli yaşam hakkımızın gasp edilmesine asla izin veremeyiz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak; doğayı, suyu, toprağı ve yaşam alanlarını savunmaya devam edeceğiz. Bu ihalelerin iptal edilmesi, madencilik faaliyetlerinin bilimsel, çevresel ve toplumsal etkiler gözetilerek yeniden düzenlenmesi için mücadelemizi sürdüreceğiz. Türkiye'nin doğal zenginlikleri bir avuç şirketin değil, 86 milyon yurttaşın ortak mirasıdır."