AK Parti'li Sırakaya, Almanya'daki yeni kuşakları 'misafir işçi' saymadı

Admin User 30 Ekim 2026, 09:45 10 Okunma Gündem

AK Parti Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Zafer Sırakaya, Almanya'da doğup yetişen yeni kuşakların, artık 'misafir işçi' kavramıyla tanımlanamayacağını belirterek, "Onlar, Almanya'nın toplumsal hayatına eşit haklarla katılan, sorumluluk üstlenen ve ülkenin geleceğinin şekillenmesinde söz sahibi olan kalıcı bir parçasıdır." ifadesini kullandı.

Sırakaya, Türkiye ile Almanya arasında imzalanan İş Gücü Anlaşması'nın 65. yıl dönümü dolayısıyla yazılı açıklama yaptı.

Bu anlaşmayla 1961'de başlayan göç sürecinin, Almanya'nın savaş sonrası kalkınmasına emekleriyle katkıda bulunan bir neslin ortak hafızasını ve iki ülke arasında tesis edilen kalıcı insani, ekonomik, kültürel ve siyasi bağları temsil ettiğini belirten Sırakaya, ilk neslin emeği ve fedakarlıklarıyla şekillenen bu bağların, sonraki kuşakların toplumsal hayatın farklı alanlarında üstlendikleri sorumluluklar ve sağladıkları katkılarla güçlenerek devam ettiğini bildirdi.

İsviçreli yazar Max Frisch'in "İşçiler çağrıldı, insanlar geldi" sözünün, bu tarihi sürecin ekonomik boyutunu aşan insani ve toplumsal mahiyetini özlü biçimde ortaya koyduğunu ve günümüzde de anlamını koruduğunu vurgulayan Sırakaya, şöyle devam etti:

"Birinci kuşak, fabrikalarda, madenlerde ve inşaatlarda ağır çalışma koşulları altında büyük fedakarlıklar göstermiş, emeğiyle Almanya'nın ekonomik kalkınmasına önemli katkılar sunmuştur. İkinci, üçüncü ve dördüncü kuşaklar ise bugün Almanya'nın toplumsal hayatının ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir."

"Almanya'daki Türk toplumu bağları güçlendiren kalıcı bir köprü niteliğindedir"

Sırakaya, Türk toplumunun katkılarının sanayiyle sınırlı kalmadığını, bilim ve akademiden sağlığa, ekonomiden siyasete, spordan kültür ve sanata kadar hayatın her alanına yayıldığına işaret etti.

Almanya'da doğup büyüyen ve eğitim alan çok sayıda Türk kökenli ismin, milletvekili, büyükelçi, bürokrat, akademisyen ve yönetici olarak sorumluluk üstlendiğini, görev yaptıkları kurumlara katkı sunarken iki ülke arasındaki ilişkilerin gelişmesine de hizmet ettiğini belirten Sırakaya, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Almanya'daki Türk toplumu, Türkiye ile Almanya arasında insani, siyasi, ekonomik ve kültürel bağları güçlendiren kalıcı bir köprü niteliğindedir. Bu toplumun Almanya'nın ekonomik ve toplumsal hayatına sağladığı katkılar, ortak yaşamın ve birlikte inşa edilen geleceğin vazgeçilmez bir unsurudur. Almanya'da doğup yetişen yeni kuşaklar, artık 'misafir işçi' kavramıyla tanımlanamaz. Onlar, Almanya'nın toplumsal hayatına eşit haklarla katılan, sorumluluk üstlenen ve ülkenin geleceğinin şekillenmesinde söz sahibi olan kalıcı bir parçasıdır."

Almanya'nın Türkiye'nin başlıca ekonomik ortakları ve en büyük ihracat pazarları arasında yer aldığına değinen Sırakaya, "İki ülke arasındaki ticaret hacmi 52 milyar doları aşarken, Türkiye'de faaliyet gösteren 8 binden fazla Alman sermayeli şirket ile Almanya'da Türk kökenli girişimcilerin kurduğu 100 bini aşkın işletme, ekonomik ilişkilerimizin karşılıklı yatırım ve girişimcilik temelinde ulaştığı düzeyi ortaya koymaktadır." ifadelerini kullandı.

Türk-Alman Üniversitesi, öğrenci değişim programları ve ortak doktora çalışmalarının da iki ülke arasındaki işbirliğinin kurumsal boyutunu güçlendirdiğini, ortak bilgi üretimine katkı sunduğunu belirten Sırakaya, eğitim, bilim, savunma sanayii, spor ve ekonomi alanlarında gelişen çok yönlü işbirliğinin, ülkeler arasındaki ilişkilerin derinleşmesine ve ortak geleceğin sağlam temeller üzerinde şekillenmesine hizmet ettiğini ifade etti.

"Hiç kimse dışlanmamalı, ayrımcılığa maruz bırakılmamalıdır"

65 yıllık ortak geçmişin yalnızca başarılardan ibaret olmadığına değinen Sırakaya, 1992'de Mölln'de ve 1993'te Solingen'de gerçekleştirilen saldırılar, 2000-2007 yılları arasında işlenen NSU cinayetleri ve 2020'deki Hanau katliamının ortak hafızada derin izler bırakan acılar olduğunu vurguladı.

Zafer Sırakaya, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Günümüzde de İslam düşmanlığı, camilerimize ve başörtülü kadınlara yönelik saldırılar, yabancı düşmanlığı ve ırkçı tehditler varlığını sürdürmektedir. Ayrımcılıkla mücadele kuruluşlarının 2025 yılı verilerine göre, Müslüman karşıtı saiklerle kaydedilen 4 bini aşkın olayın 66'sı ibadethanelerimize yönelik saldırılardır. Bu tablo, ırkçılık ve ayrımcılığın toplumsal barış ve birlikte yaşama kültürü açısından ciddi bir tehdit olmaya devam ettiğini göstermektedir.

Medeniyet anlayışımızın temelinde, yaratılanı yaradandan ötürü sevmek, hiç kimseyi ötekileştirmemek, kökeni veya inancı nedeniyle yabancı görmemek vardır. Her insanın onurunu esas alan bu anlayış doğrultusunda, ırkçılık, antisemitizm ve Müslüman karşıtlığıyla mücadeleyi birlikte yaşama sorumluluğumuzun ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Hiç kimse adı, kökeni veya inancı nedeniyle dışlanmamalı, ayrımcılığa maruz bırakılmamalıdır."

"Türkiye, yurt dışındaki insanlarımızın hak ve hukukunu kararlılıkla savunmayı sürdürecek"

Irkçı saldırıların ardından sergilenen insani duruşun ortak gelecek açısından güçlü bir yol gösterici olduğunu belirten Sırakaya, 1993 Solingen saldırısında beş aile ferdini kaybeden Mevlüde Genç'in yaşadığı derin acıya rağmen barışı, hoşgörüyü ve birlikte yaşamayı savunduğunu, Genç'in asil duruşunun ırkçılık ve ayrımcılıkla mücadelede herkese rehberlik etmeyi sürdürdüğünü ifade etti.

"Almanya'da yaşayan vatandaşlarımız ve soydaşlarımız yalnız değildir. Türkiye, yurt dışındaki insanlarımızın hak ve hukukunu kararlılıkla savunmayı sürdürecektir." ifadelerini kullanan Sırakaya, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Büyükelçiliğimiz, başkonsolosluklarımız ve ilgili kurumlarımız aracılığıyla insanlarımızın yanında olmaya, karşılaştıkları sorunların çözümü için Alman makamları ve sivil toplum kuruluşlarıyla diyalog ve işbirliğini güçlendirmeye devam edeceğiz. Türkiye ile Almanya arasındaki ilişkilerin eşitlik, karşılıklı saygı ve ortak çıkarlar temelinde daha ileriye taşınmasına önem veriyoruz. İki ülke arasındaki işbirliğinin taşıdığı güçlü potansiyeli ortak refaha ve gelecek kuşaklar için yeni fırsatlara dönüştürmek, hepimizin ortak sorumluluğudur."

Sırakaya, Almanya'nın kalkınmasına emekleriyle katkı sunan birinci kuşağı saygı, minnet ve şükranla andı, ahirete irtihal edenlere Allah'tan rahmet diledi.

Kaynak: AA
Etiketler: Turkiye
Kaynak: Kaynak Site

Yorumlar (0)

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Giriş Yap veya Üye Ol

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!